Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanserdir. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma riski ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, yaklaşık her 8-9 kadından biri hayatı boyunca bu hastalıkla karşılaşma riskine sahiptir. Erken evrede saptandığında tedavi seçenekleri genişler ve iyileşme olasılığı belirgin olarak artar. Bu nedenle risk etkenlerini bilmek ve tarama önerilerine uymak önemlidir.
Meme kanseri en çok hangi yaşlarda görülür?
35 yaşından önce meme kanseri nadirdir. Genellikle yaş arttıkça meme kanseri sıklığı da artar ve olguların büyük çoğunluğu 50 yaşından sonra görülür. Bununla birlikte genç yaşta da görülebildiği için memede fark edilen her değişiklik değerlendirilmelidir.
Hangi kadınlar meme kanseri açısından risk altındadır?
- Yaş ilerledikçe meme kanseri riski artar ve bu risk 40-50 yaşından sonra belirginleşir.
- Anne, kız kardeş ya da kızda meme kanseri olması; özellikle birden çok akrabada, her iki memede ve menopoz öncesinde meme kanseri görülmesi
- BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerde kalıtsal değişiklik (mutasyon) bulunması
- Adetlerin erken yaşta (12 yaşından önce) başlaması ve menopoza geç girilmesi (55 yaşından sonra)
- Hiç doğum yapmamış olmak ya da ilk çocuğu 35 yaşından sonra doğurmuş olmak
- Daha önce kalın bağırsak ya da rahim (endometrium) kanserine yakalanmış olmak
- Göğüs bölgesine daha önce radyoterapi almış olmak
- Menopoz sonrasında uzun süreli kombine hormon tedavisi kullanımı
- Şişmanlık, özellikle menopoz sonrasında
- Bol yağlı ve yüksek kalorili beslenme, hareketsiz yaşam ve alkol kullanımı
Bu etkenlerden birinin ya da birkaçının bir arada bulunması meme kanseri gelişme riskini artırmakla birlikte, kesinlikle meme kanseri olacağınız anlamına gelmez. Tersine, meme kanserlerinin çoğu bu risklerin bulunmadığı kadınlarda gelişmektedir.
Meme kanserinin belirtileri nelerdir?
Meme kanseri erken evrede çoğunlukla belirti vermez. Hastalık ilerledikçe memede ya da koltuk altında ele gelen ağrısız bir sertlik veya kitle ortaya çıkabilir. Daha nadir olarak meme başı akıntısı (özellikle kanlı), meme başında içe çekilme, meme derisinde çekilme, kızarıklık ya da portakal kabuğu görünümü ilk belirti olarak ortaya çıkabilir. Ancak memedeki kitlelerin çoğunun kanser olmadığını bilmek ve bir kitle fark ettiğinizde panik yapmadan hekime başvurmak gerekir.
Meme kanserinin erken teşhisi için neler yapılabilir?
Kendi kendine meme muayenesi
Kadının memelerini düzenli olarak bir kitle veya sertlik açısından kendi kendine muayene etmesi ve bunu alışkanlık haline getirmesi, memelerindeki değişiklikleri erken fark etmesine yardımcı olur. Kendi kendine muayene genç yaşlarda başlamalı ve yaşam boyu sürdürülmelidir. Adet gören kadınlarda adetin bitiminden hemen sonraki günlerde, adet görmeyen kadınlarda ise her ayın belirli bir gününde yapılmalıdır. Muayene sırasında memede ya da koltuk altında bir kitle olup olmadığını, memenin büyüklük ve şeklindeki değişiklikleri, meme başında akıntı ya da içe dönüklük, meme derisinde çekilme ve renk değişikliği gibi bulguları incelemeniz gerekir. Herhangi bir anormallik dikkatinizi çekerse vakit kaybetmeden doktorunuza başvurmalısınız. Kendi kendine muayene, mamografi gibi tarama yöntemlerinin yerini tutmaz; onları tamamlar.
Hekim muayenesi ve mamografi
35 yaşın üzerindeki kadınlara düzenli olarak hekim tarafından meme muayenesi yapılması önerilir. Mamografi, düşük dozda ışın kullanılarak meme dokusunun yapısını ayrıntılı olarak gösteren bir radyolojik yöntemdir. Amacı, kanseri henüz çok küçük ve yayılmamış aşamada saptamaktır. Tarama aralıkları kılavuzlara göre farklılık gösterebilir. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın ulusal tarama programında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerilmektedir; bazı kılavuzlar ise 50 yaşından sonra taramanın yılda bir yapılmasını önermektedir. Ailesinde meme kanseri bulunan ya da kalıtsal risk taşıyan yüksek riskli kadınlarda taramaya daha erken yaşta başlanması ve daha sık yapılması gerekebilir; bu kadınlarda meme MR'ı da taramaya eklenebilir.
Meme ultrasonografisi de gerektiğinde meme hastalıklarının tanısında kullanılan yöntemlerden biridir ve özellikle kistik oluşumların tanınmasını sağlar. Meme dokusu yoğun olan genç kadınlarda mamografiye ek olarak kullanılabilir.
Meme kanseri ve doğurganlık
Meme kanseri tanısı alan genç kadınlarda kemoterapi yumurtalık rezervini azaltabilir ve ileride gebe kalma şansını düşürebilir. Bu nedenle çocuk sahibi olma isteği olan kadınlarda, kanser tedavisine başlamadan önce doğurganlığı koruma seçenekleri onkoloji hekimiyle birlikte değerlendirilmelidir. Bu seçenekler arasında yumurta dondurma ve eşi olan kadınlarda embriyo dondurma yer alır. Meme kanserinde yumurtalık uyarımı sırasında östrojen düzeyini düşük tutmak için letrozol içeren protokoller kullanılabilir. Dondurma yöntemleri hakkında bilgi için sperm, yumurta ve embriyo dondurma sayfasına bakabilirsiniz.
Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların meme kanseri riskini artırıp artırmadığı birçok çalışmada araştırılmış ve genel olarak belirgin bir risk artışı gösterilmemiştir. Yine de tedavi öncesinde yaşa uygun meme taramalarının yapılmış olması önerilir.
Ne zaman hekime başvurmalı?
Memede ya da koltuk altında yeni fark edilen bir kitle, meme başından kendiliğinden gelen kanlı akıntı, meme başında yeni gelişen içe çekilme, meme derisinde çekilme, kızarıklık ya da şekil değişikliği gibi durumlarda vakit kaybetmeden hekime başvurmalısınız. Muayene ve tarama planlaması için iletişim sayfasından randevu talebinde bulunabilirsiniz.
Sorularınız mı var?
Hekimlerimizle ön görüşme için randevu talebinde bulunabilir, telefon ya da WhatsApp üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
