Erkeklerde üreme organları ve sperm üretimi, iki temel amaca hizmet eder: erkeklik hormonu olan testosteronun ve üreme (gamet) hücreleri olan spermlerin üretilmesi. Kadında olduğu gibi beyinde yer alan hipofiz bezinden salgılanan LH ve FSH hormonları erkekte de üreme sistemini kontrol eder. Testisler, ergenlik döneminde başlayarak yaşamın ileri yıllarına kadar LH hormonunun etkisiyle testosteron salgılarken, FSH hormonunun etkisiyle sperm üretimini gerçekleştirir.
Üretilen sperm hücreleri daha sonra testislerin üst kısmında yer alan epididimde depolanır ve vas deferens adı verilen ana kanallara iletilir. Bu yapılar daha sonra idrar yolu olan üretraya açılır ve spermler boşalma (ejakülasyon) ile penis aracılığıyla dışarı ulaşır. Bir sperm hücresinin yapımından dışarı atıldığı ana kadar geçen süre yaklaşık 72 gündür.
Erkek üreme organları
- Testisler (erbezi): Torba (skrotum) içinde yer alan bir çift organdır. İçlerinde sperm üretiminin gerçekleştiği, kıvrımlı yapıda seminifer tübüller (kanalcıklar) bulunur. Tübüllerin içindeki Sertoli hücreleri gelişen spermleri besler ve destekler; tübüller arasındaki Leydig hücreleri ise testosteron üretir.
- Epididim: Testisin üst ve arka kısmına yerleşmiş, sıkıca kıvrılmış bir kanaldır. Testisten gelen spermler burada olgunlaşır, hareket yeteneği kazanır ve depolanır.
- Vas deferens (sperm kanalı): Spermleri epididimden idrar yoluna taşıyan kaslı kanaldır.
- Seminal veziküller ve prostat: Meninin (semen) büyük bölümünü oluşturan sıvıları üretir. Bu sıvılar spermleri besler ve hareketlerini destekler.
- Üretra ve penis: Meni boşalma sırasında üretra yoluyla dışarı atılır.
Sperm üretimi nasıl gerçekleşir?
Sperm üretimi (spermatogenez), seminifer tübüllerin duvarında bulunan kök hücrelerin bölünmesiyle başlar. Bu hücreler önce çoğalır, ardından mayoz adı verilen özel bir bölünmeyle kromozom sayılarını yarıya indirir. Böylece her sperm, babadan gelecek genetik bilginin yarısını taşır. Son aşamada yuvarlak hücreler baş, boyun ve kuyruk kısımlarına sahip, hareket edebilen spermlere dönüşür. Testislerden çıkan spermler epididimde olgunlaşmaya devam eder.
Sağlıklı bir erkekte her gün milyonlarca sperm üretilir. Üretimin tamamlanması yaklaşık 2,5 ay sürdüğü için, sperm kalitesini olumsuz etkileyen bir durumun (yüksek ateşli bir hastalık gibi) etkisi ya da sağlıklı yaşam alışkanlıklarının olumlu etkisi sperm analizine ancak birkaç ay sonra yansır.
Sperm üretimini hormonlar nasıl düzenler?
Beyindeki hipotalamus bölgesi GnRH adlı hormonu salgılar ve bu hormon hipofiz bezini uyarır. Hipofizden salgılanan LH, Leydig hücrelerinden testosteron yapımını; FSH ise Sertoli hücreleri aracılığıyla sperm üretimini destekler. Testislerde yeterli miktarda testosteron ve inhibin adlı hormon üretildiğinde beyne geri bildirim gider ve hormon salgısı dengelenir. Bu nedenle dışarıdan alınan testosteron ya da anabolik steroidler beyindeki uyarıyı baskılayarak sperm üretimini azaltabilir, hatta durdurabilir.
Sperm üretimini etkileyen etkenler
Sperm üretimi vücut sıcaklığının yaklaşık 2-3 derece altında sağlıklı biçimde sürer; testislerin vücut dışında, torba içinde yer almasının nedeni budur. Testis damarlarında genişleme (varikosel), inmemiş testis, geçirilmiş enfeksiyonlar, genetik nedenler, sigara, aşırı alkol, obezite, uzun süreli sıcağa maruz kalma ve bazı ilaçlar sperm sayısını ve kalitesini olumsuz etkileyebilir. Erkek kaynaklı nedenler hakkında ayrıntılı bilgi için erkeklerde infertilite nedenleri yazısına bakabilirsiniz.
Üreme işlevi nasıl değerlendirilir?
Erkekte üreme sağlığının değerlendirilmesinde ilk adım sperm analizidir (spermiyogram). Analizde meni hacmi, sperm sayısı, hareketliliği ve şekli incelenir. Gerektiğinde FSH, LH, testosteron ve prolaktin gibi hormonların kan düzeyleri ölçülür, ürolojik muayene ve testis ultrasonografisi yapılır. Analizin nasıl yorumlandığı sperm analizi nasıl yapılır, nasıl değerlendirilir? yazısında anlatılmaktadır.
Sperm üretiminden sorumlu hormonların ve anatomik yapıların değerlendirilmesi için iletişim sayfası üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz. Diğer yazılar için blog sayfasına göz atabilirsiniz.
Yazar: Prof. Dr. Kubilay Vicdan




