Üreme doğal yaşamın en önemli dürtülerinden birisidir. Hepimiz bir aile kurmak ve geleceğimize bizden geriye aktaracağımız bireyler yetiştirmek güdüsüne sahibiz. Bir yanıyla bu kadar basit tanımlanabilen üreme olgusu, bazen ne yazık ki çok zor ulaşılabilen bir rüyaya dönüşebilmektedir. Üreme alanındaki zorlukları daha iyi algılayabilmek ve böyle bir çaba içine girmemiz gerektiğinde nelerle yüzleşebileceğimizi daha iyi anlamak için üremenin nasıl gerçekleştiğini, yani doğal insan üremesini daha iyi tanımamız gerekir.
İnsan üremesi; üreme için gerekli organlarımızın (over ve testis) gamet hücreleri olarak adlandırdığımız kadın yumurta hücresi (oosit) ve erkek üreme hücrelerinin (sperm) üretimi için gerekli olgunluğa ulaşmasıyla yani ergenlik dönemini tamamlamamızla başlar. Bunun için bir sürü mekanizmanın harekete geçmesi gerekir. Öncelikle üreme organlarımızın normal gelişmiş olması, beynimizden çeşitli hormonların düzenli ve bir ritim içinde salgılanması, bunların yumurta ve sperm üretimini normal bir şekilde sağlaması, bu hücrelerin kadın vücudunda bir araya gelerek döllenmenin gerçekleşmesi ve döllenen yumurtanın embriyo adını verdiğimiz sağlıklı bir öncül bireye dönüşerek ana rahmine yerleşmesi ve normal gelişimini sürdürmesi gereklidir.
Üremeyi yöneten hormonlar
Üreme sisteminin yönetim merkezi beyindedir. Beynin alt bölümündeki hipotalamus, belirli aralıklarla GnRH adı verilen bir hormon salgılar. Bu hormon, hemen altındaki hipofiz bezini uyararak FSH (folikül uyarıcı hormon) ve LH (luteinleştirici hormon) salgılanmasını sağlar. FSH ve LH kan yoluyla yumurtalıklara ve testislere ulaşır.
Kadında bu hormonlar yumurtalıklarda yumurta gelişimini ve östrojen ile progesteron üretimini düzenler. Erkekte ise LH testislerde testosteron üretimini, FSH ise testosteronla birlikte sperm üretimini uyarır. Yumurtalık ve testislerden salgılanan hormonlar da beyne geri bildirim göndererek bu sistemin dengede kalmasını sağlar. Bu zincirin herhangi bir halkasındaki sorun, yumurtlama ya da sperm üretimini bozabilir.
Kadında yumurta gelişimi ve yumurtlama
Kız çocukları, yaşamları boyunca kullanacakları tüm yumurtalarla doğar ve bu sayı yaşla birlikte sürekli azalır. Ergenlikten sonra her adet döngüsünde bir grup yumurta gelişmeye başlar; bunlardan genellikle yalnızca biri tam olgunluğa ulaşır. Yumurtayı içinde taşıyan sıvı dolu keseye folikül denir.
Olgunlaşan folikülden salgılanan östrojen, rahim iç zarını (endometrium) kalınlaştırır. Östrojen belirli bir düzeye ulaştığında hipofizden ani ve yüksek miktarda LH salgılanır. Bu ani yükselişten yaklaşık 36 saat sonra folikül çatlar ve yumurta serbest kalır; buna yumurtlama (ovülasyon) denir. 28 günlük düzenli bir döngüde yumurtlama genellikle 14. gün civarında olur. Yumurtlamadan sonra folikülün kalan kısmı progesteron salgılayarak rahmi olası bir gebeliğe hazırlar. Gebelik oluşmazsa hormon düzeyleri düşer ve adet kanaması başlar. Bu döngünün ayrıntıları için adet döngüsü sayfasına bakabilirsiniz.
Erkekte sperm üretimi
Erkeklerde sperm üretimi ergenlikle başlar ve yaşam boyu devam eder. Spermler testislerdeki ince kıvrımlı kanalcıklarda, öncül hücrelerin bölünüp olgunlaşmasıyla oluşur. Bir öncül hücrenin olgun spermiye dönüşmesi yaklaşık 2,5 ay sürer. Testislerden çıkan spermler, testisin arkasındaki epididim adı verilen kanalda birkaç gün daha olgunlaşarak hareket ve dölleme yeteneği kazanır. Boşalma sırasında spermler, prostat ve meni keselerinden gelen salgılarla karışarak meniyi oluşturur. Ayrıntılı bilgi için erkeklerde üreme organları ve sperm üretimi sayfasını okuyabilirsiniz.
Sperm üretiminin bu kadar uzun sürmesi, sigara, aşırı sıcak, bazı ilaçlar ya da ateşli hastalıklar gibi etkenlerin sperm kalitesine yansımasının ve yaşam tarzı değişikliklerinin etkisinin görülmesinin de birkaç ay alması anlamına gelir.
Döllenme, embriyo gelişimi ve rahme yerleşme
Yumurtlamayla serbest kalan yumurta, fallop tüpünün uç kısmı tarafından yakalanır. Cinsel ilişkiyle vajinaya bırakılan spermler rahim ağzı ve rahim boşluğundan geçerek tüpe ulaşır ve döllenme genellikle tüpün yumurtalığa yakın bölümünde gerçekleşir. Döllenen yumurta bölünerek embriyoya dönüşür ve birkaç gün içinde rahme doğru taşınır. Yaklaşık beşinci-altıncı günde blastosist evresine ulaşan embriyo rahim iç zarına tutunur ve yerleşir. Bu aşamaları döllenme ve embriyo gelişimi ile rahme tutunma (implantasyon) sayfalarında ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.
Doğal yolla gebe kalma şansı
İnsanda üreme verimliliği sanıldığından düşüktür. Sağlıklı ve genç bir çiftin her adet döngüsünde gebe kalma olasılığı yaklaşık beşte bir civarındadır. Bu nedenle düzenli ilişkiye rağmen ilk aylarda gebelik olmaması çoğu zaman olağandır; çiftlerin büyük çoğunluğu bir yıl içinde gebe kalır. Kadının yaşı ilerledikçe, özellikle 35 yaşından sonra, yumurta sayısı ve kalitesindeki azalmaya bağlı olarak bu olasılık düşer.
Sık sorulanlar
Bir kadın ayda kaç yumurta bırakır?
Her döngüde bir grup yumurta gelişmeye başlasa da genellikle yalnızca bir yumurta olgunlaşıp serbest kalır. Bazen iki yumurta birlikte bırakılabilir; çift yumurta ikizleri bu şekilde oluşur.
Erkeklerde üreme yeteneği yaşla azalır mı?
Erkekler ileri yaşlara kadar sperm üretebilir. Ancak yaş ilerledikçe sperm kalitesinde ve gebe kalma süresinde olumsuz değişiklikler görülebilir.
Üreme sağlığınızla ilgili bir değerlendirme için iletişim sayfasından ön görüşme talep edebilirsiniz. Ankara Tüp Bebek Merkezi üreme ve üreme sorunlarını daha iyi kavrayabilmemiz için bilgilendirmeye devam ediyor.




